Hayatı Seveceksiniz
 BlackBanner
Enver Gökçe Logo

Çalar saatiniçerisindeki dergi

Çalar saatin içindeki dergi
Yaba Edebiyat ve Aydın Doğan
Ali Mustafa


1980’li yıllarda Çorum-Ortaköy’de öğretmenlik yaparken her ay Ankara’ya giderdim. Yazar-yayıncı Aydın Doğan’la bu Ankara’ya gidişlerimden birinde, 1984’te tanışmıştım. Yaba dergisini yayımlıyordu. Ankara’da küçümencik bir büroda tek kişilik ordusuydu derginin.
Yaba adı o zamanlar ilginç gelmişti bana. Bir edebiyat dergisi için değişik bir addı.
Yaba, Ağustos l979’da “kültür, sanat, fikir dergisi” olarak yayın yaşamına girer. “Yaba” adını, eski çağlardan beri Anadolu’da ürünle samanı birbirinden ayırmada kullanılan kürek biçimindeki parmaklı bir tarım aletinden alıyordu. Tam da Aydın Doğan’ın yaptığı işe denk düşüyordu. El emeği bir dergiydi Yaba. Aydın Doğan etrafındaki bir imeceyle yayımlıyordu bu sevimli dergiyi.

Dergiyle birlikte Yaba Yayınları’nı da yürütüyordu Aydın Doğan.“Emek yayıncılığı”nı “ticari yayıncılık”tan daha içerikli ve anlamlı gören Yaba Yayınları, ilk kitaplarını 1980 yılı başlarında yayınlamaya başladı. İlk kitaplar arasında Enver Gökçe’nin “Eğin Türküleri”, Abdullah Rıza Ergüven’in “Yunus Emre”, Aydın Doğan’ın “Halkın Cönk Defteri” bulunmaktaydı. 1984 Mart’ında, öykü sanatına ilgi çekmek amacıyla Yaba Öykü logosuyla, cep kitabı boyutunda 12 sayı çıktı dergi. Ocak 1987 yılında yine aynı adla klasik dergi boyutuna döndü. Bu süreçte, ilkeli yayın anlayışı sürerken “Kürt Sorunu”nun en yakıcı olduğu dönemde düşünce adamları, yazar ve şairlerle yapılan söyleşiler nedeniyle 1995 yılında “fikir suçları”nı belirleyen 8/1-2. madde kapsamında açılan dava sonucunda para ve hapis cezası verildi Yaba’nın yöneticilerine. Bu nedenle bir süre yayınlanamayan Yaba Öykü, 84. sayıda birinci yayın dönemini kapatmış oldu. Dergi, Kasım 1999’dan itibaren İstanbul’da Yaba Edebiyat adıyla, yeni dönem yayınına başladı, halen yayınını sürdürmekte...
1978’den bugüne Yaba okuruyum. Aradan yıllar geçiverdi. Aydın Doğan 1998’de İstanbul’a taşındı. Yayınevini Beyoğlu’nda Galata Kulesi’ne yakın bir mekânda yeniden kurdu. Yaba dergisini de bu süreçte canlandırdı.

5 Ocak 2012 Perşembe günü Yaba’ya uğradım Celil Denktaş’ın hazırladığı Enver Gökçe kitabını almak için. Hoş bir karşılaşma oldu. 28 yıl geçivermiş aradan. Aydın Doğan, 33 yıldır Yaba’yı tutkuyla yayımlıyor, heyecanı ilk günlerdeki gibi sürüyor. Ne güzel, dergiciliğimiz adına büyük bir kazançtır Yaba...

Bir gün hem Yaba Edebiyat’ın yeni sayısını hem de Yaba Yayınları’nın yeni çıkan kitaplarına edinmek için İstiklal Caddesi’nin Tünel’e doğru Galipdede Caddesi No: 55/1’deki o küçümencik Yaba Sahaf’a uğrayınız. Sokaktaki sergende Yaba Yayınları kitapları ve dergisi karşılayacaktır sizi önce. Dar bir koridoru geçip birkaç basamak çıkınca Yaba Sahaf’ın ikibuçuk göz mekânını göreceksiniz. Dışarıdan pek belli olmuyor ama içerde masalsı bir dünya var. Yaba Sahaf, Aydın Doğan’ın çalışma bürosu aynı zamanda. Küçük bir holün iki yanında odacıklar var. Soldaki bölümde çalışma masasında her zaman Aydın Doğan’ı Yaba Edebiyat üzerine çalışırken görebilirsiniz. Burası bir sahaf-kütüphane aynı zamanda. Hemen girişteki bölümde yeni yayınları sergileniyor Yaba’nın. Sağdaki oda daha bir hoş. Orası hem kütüphane hem de güzel, incelikli nesnelerin mekânı. Hemen duvara, rafa dizilmiş çalar saatler size göz kırpıyor. Artık üretilmeyen eski çalar saatleri toplamış Aydın Doğan. Duvarın diğer yüzünde bakır kaplar, bastonlar, bez bebekler, matruşkalar, eski fotoğraflar ve yine çalar saatlerden oluşan mini bir sergi, raf raf kitapların arasında sizi selamlayacaktır.

Yaba Sahaf’ta eski kitapların kokusunda, Yaba Edebiyat’ın yeni sayısının sayfalarını karıştırırken Aydın Doğan, mini mutfağında demlediği çaydan size ikram edecektir.
Aydın Doğan’la dergiler üzerine söyleşiyoruz. Kıyı’yı beğeniyle okuduğunu söylüyor. Eski edebiyat dergilerini özlediğini de belirtmeden edemiyor. Seçilmiş, Hikâyeler, Dost ve Yaşar Nabi Nayır’ın Varlık’ı başucu dergileri olmuş her zaman. Yaba Edebiyat da bir bakıma o güzelim dergilerin iz sürücüsü değil mi? Salim Şengil, Yaşar Nabi Nayır, Memet Fuat, etkili dergilerin yayın yönetmenleriydi diye de eklemeyi unutmuyor Aydın Doğan. Emek dergiciliği günümüzde pek az kaldı diyor. Aydın Doğan’ı da bu saygın dergi yöneticilerinin son temsilcisi olarak adlandırabiliriz. Ankara’dan sonra İstanbul’da da dergiyi yaşatmak için var emeğiyle çalışıyor. İlk günlerin coşkusuyla şiirle, öyküyle buluşturuyor okurlarını.

Yaba Edebiyat 1979’dan günümüze 33 yıldır edebiyatın bayrağını hep yükseklerde tutuyor. Bu zaman diliminde sayfalarından nice yazar, şair gelip geçmiş: Muzaffer Hacıhasanoğlu, Hasan Hüseyin, Aziz Nesin… Gençleri de unutmamak gerek. İlk ürününü Yaba’da yayımlayan nice genç şair bugün şiirimizin üretken adları.
Yaba Edebiyat’ın Kasım 2011-Ocak 2012, 73/74. sayısı ilk günün coşkusuyla okurunu bekliyor kitapçı sergenlerinde.

Yaba Sahaf’tan Enver Gökçe kitabını ve Yaba’nın 1998-2005 yıllarını içeren üç cildini alıp çantama koyuyorum, İstiklal Caddesi’ne çıkıyorum. Beyoğlu’ndan Avcılar’a bir saatlik yolculukta sayfaları karıştırılacak ne çok kitap, dergi var.
“Berceste Mısraı Yazan Komünist Enver Gökçe” *)
Enver Gökçe “40 Kuşağı”nın çileli şairi… Şiire ilgi duyduğum yıllarda okuduğum ilk şairlerden biri de Enver Gökçe’dir. 1975’te basılan “Dost Dost İlle Kavga” adlı kitabını Ekim 1978’de almıştım. Benim için “kardeşçe hayat”ın şairiydi. Bizlerden çok önceki kuşaklardan süzülüp günümüze gelmiş masalsı bir çağın şairiydi. İlk okuyuşta sarsılmıştım o güzelim şiirlerle:

GÖRÜŞ GÜNÜ
Bu gün görüş günümüz
Dost kardeş bir arada
Telden tele
Mendil salla el salla
Merhaba!
İzin olsun hapisane içinde
Seni
Senden sormalara dayanamam
Yarım döner cigaramın ateşi
Gitme dayanamam


Sonraları Ahmet Arif’i, Nâzım Hikmet’i daha bir sever oldum Enver Gökçe’nin şiirleriyle birlikte.

Enver Gökçe uzun yıllar unutulmuşta kalmış bir şairdi. 1968 kuşağıyla birlikte şiirleri günyüzüne çıkmıştı. 1973’de şiirleri kitaplaşınca devrimci mücadelenin ses bayrağı olan dizeleriyle belleklerimizde yer etti. “Ölüm adın kalleş olsun” dizesini unutur muyuz hiç.
Enver Gökçe 1970’li yıllar boyunca toplumsal mücadeleye ses olmuş şiirleri:“Panzerler Üstümüze Kalkar” 1977’de Doğrultu Yayınları’ndan çıkmıştı. Mehmet Ergün kitaba yazdığı önsözde Enver Gökçe’nin 30 yıl sonra halkıyla tekrar buluştuğunu vurguluyor.
1920’de Erzincan’ın Çit köyünde doğan Enver Gökçe, hapislerde, sürgünlerde geçen çileli bir ömrü 19 Kasım 1981’de Ankara’da bir huzurevinde tamamladı. Geriye iki şiir kitabı ve dünya şiirinden çeviriler bıraktı. Baskılar, zulümler şiir yazmasının ve yaşamasının önüne set çekmişti.

Dostları ölümünden sonra onu unutmadı. Enver Gökçe’nin 1947’de fakülte bitirme tezi olarak hazırladığı “Eğin Türküleri”ni Aydın Doğan 1982’de yayımladı. 1983’te Ayko Yayınları, “Yaşamı Bütün Şiirleri” adıyla yapıtlarını ve yarım kalan şiirlerini bir araya getirdi. Damar Yayınları 1991’de eleştiri, tanıtma, inceleme ve söyleşilerden oluşan “Enver Gökçe Üzerine” adlı derlemeyi yayımladı.

Enver Gökçe üzerine son çalışma Celil Denktaş’ın uzun yıllara yayılan emeğinin ürünü bir portre-inceleme: “Berceste Mısraı Yazan Komünist Enver Gökçe”… Yaba Yayınları’ndan Kasım 2011’de çıkan 327 sayfalık kitap, Enver Gökçe üzerine kapsamlı bir inceleme. Ayrıntılı bir kaynakça ve indeksiyle gözalıcı bir yapıt... Celil Denktaş, hazırladığı yapıtı; “yaşamı ve yapıtlarıyla direnişin sembolü Enver Gökçe’ye saygının bir ürünü” olarak nitelendiriyor. Kitap iki bölümden oluşuyor: 1. bölüm:“Çit Köyünden Evrene”, “Enver Gökçe’nin Zamanı”, “Ekler”, 2. bölüm: “Tanıklıklar”… Enver Gökçe’nin şiirini yeniden okurken önümüze geniş ufuklar açan bu çalışma için Celil Denktaş’ın emeğini kutluyoruz.

*) Celil Denktaş, Berceste Mısraı Yazan Komünist Enver Gökçe, Yaba Yayınları, Kasım 2011, İstanbul
Stacks Image 167

[DE] Wir benutzen Cookies, um unsere Webseite möglichst benutzerfreundlich gestalten zu können.
[TR] Internet sitemiz deneyiminizi kolaylaştırmak için Çerez/Cookies kullanmaktadır.
Datenschutzerklärung | Impressum / Künye